KLİNİK ARAŞTIRMALAR - 3

KLİNİK ARAŞTIRMALAR - 3

Write By: selmanadmin Published In: Araştırmalar Created Date: 2014-09-20 Hits: 5751 Comment: 0

Endokrinoloji

Endokrinoloji

Cilt 2011 (2011), Makale ID 985345, 7 sayfa
doi:10.1093/ecam/nep102

Orijinal makale

Plasenta özü proteinleri içeren bir bileşim kullanılarak kerotinositlerde inflamatuar gen ekspresyonunun inhibisyonu.

Peter Shishko MD., Elexander Dreval MD.,

 Moskova Devlet Üniversitesi

Özet

Kronik saç folikül (HF) inflamasyonu, androgenetik alopesi (AGA) patojenezine katkıda bulunan bir faktör olarak görülmektedir. Daha önce, AGA’lı deneklerde plasenta özünü klinik olarak test ettik ve tedaviye oldukça olumlu tepki aldık. Bu araştırmada da, plasenta özü ve iki anti-inflamatuar ajan (karnitin ve tiyoktik asit) içeren bir bileşim kullanarak inflamasyon blokajının, gelişmiş in vitro sistemde inflamasyonun moleküler markörlerinin ekspresyonunu değiştirip değiştiremeyeceğini tespit etmeye çalıştık. HF keratinositlerinin iyi değerlendirilmiş deney temsilcisini, daha spesifik olarak, kültürlü insan keratinosit hücrelerinin in vitro stimülasyonunu kullanarak, iyi bilinen bir inflamatuar markör spektrumunun gen ekspresyonundaki değişimleri ölçtük. Lipopolisakkarit (LPS), inflamatuar bir uyarıcıdır. Özellikle, plasentalı bileşimin, inflamasyon ve apoptozda yer alan yolaklarla ilişkili CCL17CXCL6 ve LTB(4) dahil kemokinlerin LPS-aktif gen ekspresyonunu etkin bir şekilde baskıladığını bulduk. Verilerimiz, test bileşiği, HF keratinosit gen ekspresyonunu temsil eden iyi yapılandırılmış in vitro deneyde anti-inflamatuar karakteristikler gösterir hipotezini desteklemektedir. Bu bulgular, inflamatuar süreçlerin blokajıyla birlikte 5-alfa redüktaz inhibitörlerin, mevcut yöntemlerden daha etkin, yenilikçi iki yönlü bir yaklaşımı temsil edebileceğini düşündürmektedir.

1. Giriş

Selim prostat hiperplazisi (BPH) ve androgenetik alopesi (AGA) patojenlerine, kısmen, steroid hormon androjen reseptör (AR) yönünde transkripsiyonel yolaklar aracılık eder. Bu dokulardaki baskın ligant, testosteronun (T) pasif formunun dönüşümüyle meydana gelen ve enzim 5-alfa redüktaz (5-AR) tarafından katalizlenen dihidrotestosterondur (DHT).

Anti-androjenler ve 5-AR inhibitörlerinin, bu iki hastalığın ortak mekanizmasını gösterircesine, BPH ve AGA’nın tedavisinde etkili oldukları kanıtlanmıştır. Hem farmakotik bileşik, finasterit (Proscar veya Propecia) hem de plasenta özü, BPH ve AGA’nın tedavisinde etkinlik göstermişlerdir. Açıkça, plasenta özü ve finasterit direkt olarak karşılaştırılarak, plasenta proteinlerinin in vitro deneylerde 3 kat fazla 5-AR inhibisyonu gösterdiği bildirilmiştir.

Finasterit (Proscar’da olduğu gibi 5 mg’lık dozajla), özellikle Rusya’da BPH için bir tedavi seçeneği olarak kullanılır. Bazı iyi kontrol edilmiş araştırmalar, BPH’nin işaret ve semptomlarının iyileştirilmesinde onun etkin olduğunu göstermişlerdir. Geniş kapsamlı, çift-kör plasebo kontrollü 1600 hastayı kapsayan klinik araştırmalar, finasterit uygulamasının, 6 aylık tedavi sonucu prostat boyutunu %22 azalttığını göstermiştir. Benzer şekilde, çok yönlü iyi kontrol edilen klinik deneyler, özellikle Avrupa’da, Plasenta Proteinlerinin (PP) BPH’nin tedavisindeki yararını desteklemektedirler. Araştırmacılar,  (PP)’nin toleransının iyi olduğunu ve plasebo, yani işlevsiz teselli ilacından daha etkin olduğunu ve BPH’li erkeklerde semptomları iyileştirmede finasteride benzer etki gösterdiğini bulmuşlardır.

BPH için Proscar’ın klinik testi esnasında, tesadüfen, araştırmaya katılan ve ilaç alan deneklerin saç dökülmelerinin durduğu dikkat çekmiştir. Bu yüzden, daha sonra, finasterit (1 mg’lık dozajda Propecia şeklinde), AGA’lı erkeklerin tedavisine yönelik klinik deneylerle araştırılmıştır. İlgili bireylerde, 5 yıl boyunca günde 1 mg finasteritle uzun vadeli tedavi, iyi tolere edilmiş ve saç çıkarmada gözle görülür gelişmelere yol açmış ve tedavisiz süreçte meydana gelen saç dökülmesini durdurmuştur. LSESr’in bir 5-AR inhibitörü olarak BPH’deki rolü iyi bilinir ve bizim, AGA’da da benzer bir etki görülebileceğini düşünmemize yol açmıştır.

Daha önce, (PP) ve onun glikositi, β-sitosterolü, AGA’lı deneklerde test ettik ve tedaviye oldukça olumlu tepki verildiğini gösterdik. Deneyin yürütülmesi konusunda bilgi verilmeyen araştırma kadrosunun değerlendirmesine göre, aktif araştırma formülasyonu uygulanan deneklerin %60’ı, deney sonucunda, gelişme var şeklinde sınıflandırılmış ve 5-AR inhibitörlerinin AGA’ya karşı doğal olarak meydana gelen etkinliği ilk kez gösterilmiştir.

Bununla beraber, birçok kanıta göre androjenlerin patogenezlerindeki mekanizmanın aynı olması, BPH’nin de AGA’nın da, inflamatuar sitokinlerin ekspresyonundaki önemli bir bozuklukla ilişkili olduğunu düşündürmektedir. Örneğin, BPH’li hastaların prostat dokularının gen ekspresyon profili, inflamasyonla ilişkili genler içeren moleküler işaretler göstermektedir. Benzer şekilde, kronik saç folikülü (HF) inflamasyonu da AGA’ya katkıda bulunan bir faktör sayılmaktadır. Son zamanlarda yapılmış bir başka araştırmada, orta-aşırı alopesi ve kronik düşük düzeyli inflamasyon arasında bir ilişki bildirilmektedir. Histolojik olarak, AGA’lı hastaların saç derisi biyopsilerinde, bağdokunun yeniden yapılanmasıyla sürekli foliküler inflamasyonun en nihayet sürekli saç kaybına yol açacağı gösterilmiş ve böylece, bu rahatsızlığın karmaşık etiyolojisinde olası bir yardımcı faktör olarak tanımlanmıştır.

Bu bulgulara dayanarak, 5-AR inhibitörüyle birlikte anti-inflamatuar ajanlarla BPH’den muzdarip hastaların tedavisine sağlanan katkı halen araştırılmaktadır. Bir araştırmada, alfa(1)-adrenerjik reseptör antagonistler [alfa(1)-ARAs] ile 5-AR inhibitör finasteridin birlikte kullanıldığı tedavinin, BPH ile ilgili semptomları azaltmada (doksazosin monoterapisine karşı)

-